top of page

Ağaç Olmak: Ruhun Gizli Mimarisini

  • Yazarın fotoğrafı: Oğuzhan Karaca
    Oğuzhan Karaca
  • 5 Oca
  • 2 dakikada okunur

Hayatın en büyük yalanı, sürekli ilerlemek zorunda olduğumuzu sanmaktır. Oysa bir ağaç bize tersini fısıldar: Gerçek büyüme, görünmeyen yerlerde olur. Dallar gökyüzüne uzanırken asıl hikâye toprakta yazılır. Ruhumuz da öyle bir mimariye sahiptir – üstünde fırtınalar eser, altında sessiz bir katedral yükselir.Ruh hali dediğimiz şey, bir ağacın gölgesinin gün içinde nasıl değiştiği gibidir. Sabah ışığı yaprakları altınla yıkar; öğlen yakıcı güneş tonu sertleştirir; akşamüstü uzun gölgeler her şeyi yumuşatır. Aynı yaprak, aynı gövde, ama hiç aynı kalmaz. Bu değişim bir kusur değil, canlılığın kanıtıdır. İnsan, kendini tek bir ışıkta dondurmaya çalıştığında solar – çünkü ışık bile sabit durmaz.İçimizde renkler vardır, ama çoğu zaman bir ana ton baskın çıkar. Bu ton yıllar içinde solar, dönüşür, başka bir renge yer açar. Değişim ani bir deprem değil, uzun bir gün batımıdır: Önce kenarlarda kızıllık belirir, sonra yavaşça bütün gökyüzünü kaplar. Kendi rengini zorla korumaya çalışan, aslında kendini geçmişe zincirler. Oysa renk değiştirmek, ölmek değil; evrilmektir.Bazı dönemler, dallarımız yanlış yöne uzanır. Enerjiyi emici sarmaşıklara, zehirli meyvelere harcarız. O zaman büyüme durur gibi görünür; aslında enerji içe çekilmiştir. Kış gelir. Yapraklar dökülür, dallar çıplak kalır. Dışarıdan bakan “bu ağaç öldü” der; oysa kökler karanlıkta en derin çalışmasını yapar. Yanlış dalları beslemekten vazgeçmek, acı verir ama gereklidir – budama olmadan taç genişlemez.Donma halleri vardır ki, en korkutucu olanlarıdır. Ne yeni kök salınır ne eski yükler temizlenir. Aynı acı, aynı soru, aynı boşlukta dönüp durursun. Toprak buz tutmuştur; hiçbir şey hareket etmez. Bu, ruhun çöldeki kum fırtınası gibidir: Her şey aynı kalır, ama kum taneleri sürekli yer değiştirir. İlerleme yokmuş gibi gelir; oysa bu donma, büyük bir sıçramanın öncesidir. Buz kırılmadan bahar gelmez.Gücün kaynağı asla dallarda değildir. Dallar kırılır, kopar, yenileri çıkar – geçicidirler. Gerçek güç, kimsenin görmediği köklerdedir. Onlar seni fırtınada ayakta tutar, susuz bırakmaz, en karanlık gecede bile suyu bulur. Kökler ne kadar derinse, taç o kadar özgürce gökyüzüne açılır. İnsan da öyle: Görünen başarılar, aşklar, zaferler dallardır; ama seni ayakta tutan, geçmişten çıkardığın sessiz dersler, acılardan damıttığın bilgeliktir.En uzun kışın ortasında bile hatırla: Solmak, ölmek değildir. Bir ağaç yapraklarını dökerken aslında kendini yeniler. O çıplaklık, yeni bir bahar için yer açmaktır. Köklerin hâlâ oradaysa – ki oradadır – er ya da geç yeşereceksin. Hem de eskisinden daha bilge, daha geniş, daha derin bir gölge verecek şekilde.Ruhun, sessizce büyümeye devam etsin.


Toprak seni unutmaz.


Gökyüzü seni bekler.

 
 
 

Yorumlar


© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page