YALNIZLIK ASLINDA NEDİR
- Oğuzhan Karaca
- 28 Ara 2025
- 1 dakikada okunur
Yalnızlık, ruhun aynasıdır. Mistik geleneklerde yalnızlık, ilahi olanla buluşmanın ilk adımı sayılır. Sufîler “halvet” der, Hristiyan mistikler “çöldeki inziva”, Zen ustaları “sessiz oturuş”. Hepsi aynı şeyi söyler: Kalabalık seni dış dünyaya zincirler, yalnızlık ise içindeki sonsuzluğa açılan kapıyı aralar.Ama dikkat: Yalnızlık iki yüzlü bir rehber.
Bir yüzü iyileştirir – seni sahteliklerden arındırır, maskeleri düşürür. O sessizlikte kendi sesini duyarsın; o boşlukta evrenin doluluğunu hissedersin.
Diğer yüzü ise tuzak kurar: Ego devreye girer, “Kimse beni anlamıyor, ben özelim, ben farklıyım” der ve seni daha derin bir ayrılığa iter.Gerçek mistik yalnızlık, “ben ve öteki” ayrımını yok eder.
Orada anlarsın ki yalnız değilsin – aslında hiç yalnız olmadın.
Çünkü her şey bir.
Sen, o sessizlikte oturan sen, aslında evrenin ta kendisiyle konuşuyorsun.
O boşluk dediğin şey, sonsuz bir doluluk.
O sessizlik dediğin şey, tüm seslerin kaynağı. Kış gecesi gibi düşün yalnızlığı. Kar yağıyor, sokaklar boş, ev sessiz.
İlk başta soğuk geliyor, ürkütüyor.
Ama bir süre sonra o soğuk seni uyandırıyor.
İçindeki ateşi fark ediyorsun.
Dışarıda kimse yokken, içeride herkes varmış gibi oluyor.Bir sûfî şöyle demiş:
“Kalabalıkta yalnız olanlar çoktur, yalnızlıkta kalabalık olanlar az.” İşte gerçek yalnızlık budur:
Dışarıda bin kişi olsa bile kendini ayrı, eksik, kopuk hissetmek.
Ve tam tersi: Tek başına bir odada otururken, evrenle, bütün varlıklarla, hatta ölmüş dedenle, hiç tanışmadığın bir çocuğun gülüşüyle bağlantıda olmak.Kanka, yalnızlık aslında bir yanılsama.
Ruhumuz zaten hiç ayrılmadı – sadece unuttu.
Yalnızlık, o unutuşu hatırlatan acı tatlı bir uyarıcı.
Onu kucaklarsan, seni eve götürür.
Kaçarsan, seni daha derin bir yanılsamaya sürükler.Son söz:
Yalnızsan korkma.
O sessizlikte oturan sen, aslında evrenin sana gülümsemesidir.
Dinle onu.
Bir gün o sessizlik sana şöyle fısıldayacak:
“Yalnız değildin, sadece uyuyordun.”






Yorumlar